İsveç'in Muasır Medeniyetler Seviyesinde Olduğunu Hissettiğim Anlar

 [ 🎧 Bu yazının şarkı önerisi yok. Daha önce önerdiklerimden birini seçebilirsiniz 😃]


Safety Först


Bu yazıda *Nordiklerin dünyanın en mutlu ülkeleri olmalarından* bahsetmeyeceğim. Katılmıyorum da. Dünyanın en refahlı ülkeleri olabilirler ama en mutlu derseniz, tüm o Akdeniz hattı, İspanyollar, İtalyanlar falan güler... -Nitekim gülmüşlerdir de. Alaycı bir tavırla Nordiklerdeki yüksek intihar oranlarından bahsettiler.- Ya da İsveç'teki ilk zamanlarımda, Türkiye'de ve İspanya'da yaşadıktan sonra buraya neden taşındığıma özellikle genç İsveçliler anlam veremiyordu. Bu kontrastları yaptıktan sonra, hadi anlatayım, peki o anlar ne zaman?


💙 Safety Först!

Güvenlik takıntıları arşa çıkmış düzeyde. Bu titizlikleri yangın çıkışları, yangın söndürücüler, acil yardım dolapları, iş güvenliği giysileri gibi başlıklarda da aynı tutarlılıkta. Bana en garip geleni sirenler olmuştu. Olası bir savaş ya da doğal afet riskine karşı - yanlış hatırlamıyorsam üç ayda bir, saat üçte - sirenler çalıyor. İsveç'e yeni taşındıysanız ya da ziyaretiniz sırasında duyarsanız,  sakın korkmayın. O sirenleri 2 dakika boyunca çalacaklar. Gerilim janrında kısa metraj film çekiyoruz resmen. 

Detay sevenler için şu da açıklaması:

🔗https://www.krisinformation.se/en/hazards-and-risks/shelters-evacuation-and-warning-systems/warning-systems/

Hatta ara sıra uluslararası basında haberler çıkıyor "İsveç olası bir savaş için tatbikat broşürleri dağıtıyor! Savaş kapıda mı?" şeklinde. Oysaki bu sadece olağan bir bilgilendirme. Posta kutumda beliren bir broşürcük. İsveç'in iki dünya savaşına da katılmadığını hatırlatalım. Savaşa girme fobileri.

Can güvenliğine dair diğer bir örnek de denizdi nehirdi ya da küçük bir su birikintisiydi - hepsinin kenarında can simidi var. Yukarıdaki fotoğrafa baktığımızda iskandinav deniz manzarasına kondurulmuş bir can simidiyle İsveç'te olduğumuzu kolayca anlayabiliriz. Norveç, Danimarka ya da Finlandiya pek böyle değil. Aslında Nordikler arasında sıklıkla bahsi geçen bir şaka konusu bu: İsveç abileri her kurala büyük bir ciddiyetle uyar. (Aralarında nüfusu en kalabalık olan İsveç, abi oluyor). 


Parkın içindeki ufak su birikintisi yanına iliştirilmiş can simidi 
(Öyle göründüğüne bakmayın, bir o kadar da tahta köprünün diğer tarafında var!😃)


💙 "Doktora yapıyorum" dediğim anda İsveçlilerin yüzlerinin aydınlanması. 

Konuşmaya daha bir ilgi duyuyorlar. Sadece akademik çevrelerde değil. Kuaförümle konuşurken böyleydi, bir mağazaya girdiğimde kasada ayaküstü muhabbette bile böyleydi. İnsanların doktoraya ve bilime verdiği içten önem gerçekten "muasır medeniyet seviyesi bu işte azizim" dedirtiyor. Hop, hemen, ben de bir Atatürk kızı olarak, tek başına kalkıp buralara gelip doktora yapma ters köşesiyle onlara "muasır medeniyet seviyesi işte bu azizim" dedirtiyor da olabilirim. Zira diyaloglar "aa tek başına mı geldin buraya? Aa İspanya'da yüksek lisans mı yaptın?" diye devam ediyor. Bununla beraber tabii ki "doktora mı? O nedir kıymetlimisss?" diyen de oldu. Her yerde olacak. Onlar çan eğrisinin en ucundakilerdir efendim.


💙 Toplumsal hafızaya gösterilen özen ve saygı.

Tarihi kafeler ve Halmstad Sineması 100 yaşında yazılarımı yazdıktan sonra fark ettim ki sadece Halmstad değil; İsveç'in gezdiğim birçok şehrinde binalar neredeyse en az yüz-yüz elli yıllık! Muhteşem bir bilinç. Kültürel "sürdürülebilirlik" resmen. Sadece kaleler ya da müzelerle sınırlı kalmayan bir toplumsal düşünce sistemi. İlber Ortaylı'nın bir videosunda da denk gelmiştim. "Adamlar taş kafalıdır falan ama bilmemkaç yıllık aile şatosuna sahip çıkar. Aile kütüphanelerindeki kitaplarını da okur, bilir ve sahip çıkar" diyordu. Resmen yaşayarak gördüm.

(Bahsettiğim yazılarımı da paylaşayım. Tarihi Kafeler:

🔗 https://gezgingidamuhendisi.blogspot.com/2025/11/halmstad-kafe-haritam-2-tarihi-kafeler.html

Halmstad Sineması 100 yaşında Yazım:

🔗 https://gezgingidamuhendisi.blogspot.com/2026/05/100-yasndaki-bir-sinemada-canl-muzik.html


💙 İnsanı çıldırtacak kadar kurallı ve düzenli bir yaşam. 

Her kurumun ve kuruluşun sistemi çok detaylı. Hiçbir nokta atlanmıyor. Her şey adım adım hesaplanmış. Her sorunun çözümü için başvurulabilecek bir yer mutlaka var. Bu çok iyi ama basit bir sonuca ulaşmak bile bazen haftalar ya da aylar alabiliyor. Dolayısıyla sistemin içinde kaybolabilmek de çok kolay ve çatlasanız dahi "sistemden ötürü" yapacak bir şey olmuyor. Bu düzene sabredip alışabilirseniz aslında oldukça rahat. (6. senem ve ben alışamadım).


Bazen bu kadar ciddiyet ve kural komiğime gidiyor ama tabii ki gerekli. Bir yandan da İspanyol gamsızlığı ya da Türk rahatlığı aklıma gelmiyor değil. Bizdeki "hallederiz, rahat ol" yaklaşımı ya da İspanyolların "tranquil@" mentalitesi de insanı rahatlatan yaklaşımlar. Biraz daha titiz çalışırsak muasır medeniyetler seviyesinin üstüne gülen yüzlerimizle çayımızı içerek çıkacağız zaten efendim.

Sonraki yazıda görüşmek üzere,

Hejdå!

📷 Beni Instagram'da da takip edebilirsiniz:

@gezgingidamuhendisi

🎧 Yazıların başında önerdiğim şarkıları çalma listemde topluyorum:

Şarkıları dinlemek için tıklayın!

😊

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Barselona'da Yaşam 101: İlk Günlerin Rehberi

İspanya ve Fiesta'ları

Barselona'da Ekim'de İki Kültürel Ücretsiz Etkinlik: 48H ve International Community Day