Aalborg’da Hygge Harikalar Ülkesi

 [ 🎧 Body Heat -  Dabeull &Holybrune ]


Bu kafeye gidince hissettiklerimin özeti aslında tam olarak Danimarkalıların Hygge ya da hyggelig diye tanımladıkları şey olabilir.

Hadi Danimarka'ya gidelim ve bu tavşan deliğine düşelim💃


Mayıs ayında güneşli bir gün olmasına rağmen dışarısı soğuk ve rüzgarlı. 

İçeri girdiniz, kahve söylediniz.

Sıcacık kahvenin kokusu, içerisinin salaşlığı ve samimiyetiyle birlikte sizi rahatlattı. 

Keyfiniz yerine geldi. 


Ortamdaki en renksiz şey: kupam


Hygge olarak bahsedilen (ya da "pazarlanan") birçok durum var. Örneğin, bunu karlı bir kış gününde sıcak battaniyelerinin altına girip sevdiklerinizle şömine ateşini izlediğinizde de hissedebilirsiniz. 

Ben bu hygge battaniyesini üzerime tesadüfen Aalborg'taki bu kafede çekmiş oldum. Pandemi bitişi sınırlar yeni açılmıştı. Danimarka'da tek başımaydım. Belki ben o gün çok yalnızdım ve o kafenin capcanlı renkleri aradığım sıcaklığı hissettirdi. Bilinmez.



Mumsuz hygge olmuyor efendim. Mum şart.




En sevdiğim köşe: sokağa bakan disko topları.


Bu arada, Danimarka'da ve İsveç'te bu bir kafe tipi resmen. Kapıdan girer girmez adeta İskandinav minimalizmine tezat, rengarenk bir dünyaya adım atılıyor. Nordiklere taşındığımda fantastik bir dünyanın kapılarını aralamışım haberim yokmuş.

İkinci el ve geridönüşüm kültürleri çok sevildiğinden midir nedir, bu renk patlamasını sık sık kafe - restoran dekorasyonlarında görüyorum. Refah seviyesinin yüksek olduğunun bir göstergesi de bu bence. Küçücük şehirlerde bile insanların hayal gücüyle, büyük bütçeler gerektirmeyen eşyalarla yarattıkları harikalar diyarları!



Kapının üzerindeki dekor kalp ben


İlkokulda lisede falan coğrafya derslerinde öğrenirdik: "Ekvatordan kutuplara gittikçe güneş ışınlarının düşme açısı azalır. Buna bağlı olarak sıcaklık azalır. Gölge boyu artar". 

Nordikler de sanki uzun ve karanlık kış günlerine ve yağmurlu bahar ve yaz günlerine inat rengarek bir dünya yaratarak sıkıcı griliğin üstesinden gelmek istemişler. Bu sıcacık his de Danimarka'nın hygge'si olmuş!


Mobilyaların ikinci el olduğuna yemin edebilirim😃


Bu arada bu yazıyı yazarken fark ettim. O gelen rahatlama ve neşeyle defteri kalemi çıkarıp nostalji moduna girmişim. Barselona'daki ev arkadaşım, can dostum, küçük melek Çarli'mi anmışım  ben de hemen oracıkta. Psikoanaliz de yaptım, tamamdır.


Küçük can Çarli.

Çizimimle yaşattığım yavru ceylanım.




Sadece lambalara bakıp Danimarka'da olduğumu söyleyebiliriz bence.


Burası da başka bir gün seçtiğim başka bir hygge köşem.


Bu kadar renkli bir kafenin tuvaletleri de tabii ki bu karmaşadan geri kalmayacaktı.

Hayatımın tuvaletleri övdüğüm noktasına mı geldik.

Rüzgarlı ve gri günümü renklendirip bir şölene çeviren Danimarka'ya selam yolluyorum.



Optimism )


Bu kadar övmüşken, kafenin adını adresini de buraya bırakayım. Belki Aaalborg'taki Alice Harikalar Diyarını bulmak isteyen olur.

Café Ulla Terkelsen London

📍 Kastetvej 36, Aalborg




Bir de Halmstad'taki bu tip kafeleri anlattığım yazının linki hemen:


Görsellere dikkatli bakarsanız ne demek istediğimi çok net anlayacaksınız.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!


📷 Beni Instagram'da da takip edebilirsiniz:

@gezgingidamuhendisi

🎧 Yazıların başında önerdiğim şarkıları çalma listemde topluyorum:

Şarkıları dinlemek için tıklayın!

😊

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Barselona'da Ekim'de İki Kültürel Ücretsiz Etkinlik: 48H ve International Community Day

A Turkish Girl on Turkish Coffee

Barselona'da Yaşam 101: İlk Günlerin Rehberi